top of page

Yazmaya olan ilgim küçüklükten beri vardı. Doğru düzgün kitap okumaya Percy Jackson serisiyle başlamıştım. O zamandan beri de kitap okumak benim için eğlenceli bir aktivite ve bir kaçış yolu haline geldi. Bu sıralarda da yazı yazmaktan keyif aldığımı fark etmiştim. Özellikle garip korku hikayeleri çok hoşuma gidiyordu. Küçükken ve hala izlediğim Scooby Doo çizgi filmleri ve daha sonra okuduğum Agatha Christie romanları sayesindeydi bu. Daha sonra okuduğum ve izlediğim türler bu dediklerimi de kapsayarak genişledi ve yazma sürecim başladı. 

İlkokul ve ortaokul yazma serüvenim

          Bu sıralarda okuduğum kitaplardaki sahneleri, yaşanan şeyleri kafamda canlandırdığımı ve bunlara ek yeni senaryolar ürettiğimi fark ettim. Aslında hayal kurmak ve sıradan hayatımın dışında kafamda devam eden senaryolar üretmek çok eğlenceliydi benim için. Fakat bunu pek çok kişi bilmezdi. Bununla birlikte yaşım ilerledikçe arkadaşlarla birlikte toplanıp Wattpad okuduğumuzu hatırlıyorum. Wattpad'le birlikte alışagelmiş birkaç hikaye denemem olmuştu fakat hiçbirini yayımlamadım. Sadece okuldaki rehber öğretmene göstermiştim ve birkaç arkadaşıma. Güzel olduklarını söylediklerindeyse daha da hevesle yazmaya başladım. Bir tutku haline geldi bu benim için. Liseye geçmeden önce bir roman denemem oldu fakat hiçbir hazırlık yapmadan başladığım bu dedektiflik romanını kısa sürede bıraktım. Bu, roman yazmakla ilgili öğrendiğim ilk dersti.

Lisede yazma serüvenim

           Notre Dame de Sion lisesinde okuduğum ilk yıl, Saint Benoit'nın fantastik öykü yarışmasına katılmıştım. Mansiyon ödülü aldığım için memnun olmuştum fakat daha sonraları sadece bir kez daha bir yarışmaya katıldım. Çünkü ödül töreninde fark ettiğim şey insanların yazılarının karşılaştırılamayacağıydı. Bana göre bu öznel bir yorumdu ve hala da öyle. Bir insanın yazdıklarını bir başkasıyla karşılaştırmanın gereksiz ve boş bir uğraş olduğunu düşünmüştüm ve hala da öyle düşünüyorum. Kişiliklerimiz ne kadar farklıysa ve karşılaştırılamazsa yazdığımız şeyler de o kadar karşılaştırılamaz geliyor. Düşüncelerimizi ve benliğimizi yazıya aktarmak özel ve büyüleyici bir süreç. 

            Hazırlık sınıfında bu ödülü kazandıktan sonra kendime ve iyi yazdığıma olan inancım daha da arttı. Dokuzuncu sınıfta yazar olmak istediğime karar verdim fakat bu karar o senenin sonunda değişti. Burada bundan bahsetmeyeceğim çünkü bir önemi yok. Murat Gülsoy'un Boğaziçi'nde verdiği yaratıcı yazarlık kursuna katıldım, burada öğrendiğim şeyler değerliydi. Halihazırda yaptığım şeylerin doğru olduğunu öğrenmemle birlikte yeni bilgiler de edindim. Aynı atölyeye okulda da katıldım. Hikayeler yazmaya ve kendimi denemeye başladım. Edebiyat hocalarım, ailem ve yakın arkadaşlarım dışında kimse yazdığımı bilmiyordu ve bundan memnundum. 

                Covid döneminde ikinci dedektiflik romanımı yazmaya karar verdim. İlk denememden sonra artık bilgili ve hazır hissediyordum. Kitaptaki her şeyi planladım. Her ayrıntıyı... Fakat sonra fark ettim ki yazma arzum yaptığım bütün planlamalarda tıkılı kalmıştı. Birkaç aylık bir süreç boyunca sadece 'plotting'le ilgilenmiştim çünkü. Bu öğrendiğim ikinci dersti. 

                 Bir süre sonra tamamen karantinadaydık bu yüzden fazlasıyla boş vaktim vardı. İzlediğim dizi ve filmlerden yola çıkarak uzun süre sonra ilk defa ilham gelmişti. Bu sefer üçüncü romanıma başladım. Bu bir dedektiflik romanı değildi. Fantastik bir romandı. Gerekli araştırmaları yaptım ve bu süreci uzun tutmamaya çalıştım. Bir sene sonra başarmıştım, ilk romanımı bitirdim. Bu kitabı bir seri halinde yazmaya karar verdim ve o şekilde bir 'plot' geliştirdim. Bu kitabı bastırma sürecim hala devam ediyor, fakat bu yaşadığım süreçte birkaç şey öğrendim ve öğrenmeye de devam ediyorum. Yazma sürecim hala bitmedi ve uzun süre daha gelişerek devam edeceğini umuyorum. 

bottom of page